Uzunca bir aradan sonra: “Bu kadar sustuğun yeter, söz gümüşse sükut altındır, amma konu memleket meselesi olunca susulmaz, al eline de kaldığın yerden devam et.” dedi kalem. Sevginin sonsuzluğuna memleketi sevmek duygusunun da sonsuzluğu ve ölmezliği eklenince yazacak çok şey olur, kalem bu mesele ile beyaz kâğıdın üstünde cızırdar durur, memleket sevdasının insanın ruhunda cızırdaması gibi.
Son yazımızı: “Öksüz Dağı’mıza garbi yelinin buğusu iniyor. Asmalarda üzümler ışıldıyor. Serçeler şarkısına devam ediyor, her evde tatlı tatlı ilçemizin tabiri ile hımır hımır kışlık hazırlama telaşının sesleri geliyor. Sepetli motoru ile bahçe suyundan dönüyor biri. Susuz ve verimsiz bir yazın ortasında dahi ilçemiz yeşilini muhafaza ediyor. Ceviz çırpma sesini pek az işiteceğimiz güze hazırlanıyor ilçemiz…” diyerek bitirmiştik. Bütün bu telaşlar azaldı, kulaklarımız ceviz çırpma sesi ile şenlenmedi, dağların eteklerinde kavaklar, meyvesiz cevizler, söğütler, elmalar, hurmalar, kirazlar sararıp solmanın, kızarıp bozarmanın en güzel hâlini bize gösterdikleri mevsimin içinden gülümsedi. Başını kaldırıp dağlara bakarken şahit oldunuz değil mi sevgili okurlar tüm bunlara.
Doğumlar oldu, düğünler dernekler kuruldu, yeni yuvaların bacası tüttü. Vedalar oldu zamanlı, zamansız. Ölümle yüzleştik çoğu zaman ilçemizde. Acı tatlı bir yaz daha geride kaldı…
Bu kadar girizgâh yeter kimi yazacak kalem bu kez diye sabırsızlanan siz kıymetli okurlarımızı daha fazla meraklandırmadan hemen bir memleketi sevmek hatta çok sevmek denildiğinde benim yazmakta geç kaldım dediğim o güzel isimden, ilçemizde “Şoför Yusuf’un Zahide” olarak büyükten küçüğe, ağacından kuşuna, bahçesinden bağına bilinen ve her yuvanın kuruluşunda izi olan, memleketimizin her karışında emeği olan o güçlü Anadolu kadınından bahsetmek istiyorum.
Anadolu’da kadın olmak bir de girişimci bir kadın olmak, esnaf bir kadın olmak kolay kolay kabul görmez, adeta tabudur… Tüm bu tabulara rağmen tabuların yıkılmasına öncü olan ve birçok konuda ilçemizi temsil eden ve hâlâ da temsil etmeye devam eden Zahide Abla’ya daha küçükken; o kadınların henüz ehliyet almayı aklından geçirmediği dönemde sepetli motorunun üstüne ayağında şalvarı, başında keçik kurulmuş yazması ile ilçenin yollarında memleketi için ve memleketinin insanı için koştururken ona hayran olan biriyim. Gerek iş hayatındaki girişimleri, gerek siyasi hayatı içindeki girişimleri ile birçok meselede öncü olmuş bir isim olması hasebiyle yazmak istedim. Mesleği olan kuaförlükte genç kızların en mutlu gününün mimarı olmasının yanında, ustaları olarak yetiştirdiği elamanlara da ekmek kapısı olması ile, ilçemizin tanıtımında rol oynadığı reklam çekimleri ve arka planda elinden tuttuğu isimlerle “memleket sevdası” Zahide Abla’mızda buram buram tütmekte. Gelin başını yaptığı düğünlerde muhakkak bulunması, o halayın başına geçtiğinde herkesin ona saygıyla davranması ve ona has türküler eşliğinde halay mendilini ağır ağır sallaması ile de hepimizin zihninde yer emiştir. Ağzına pelesenk olan “dostum” kelimesinin hakkını hepimize dost olarak gösterdiğini siz de takdir edersiniz değil mi sevgili ve kıymetli okurlar? Dost olmak kolay değildir. İnsan yol olur, yoldaş olur, anne olur, baba olur, aş olur ekmek olur, can olur canan olur ama dost olmak, hele de memleketine dişiyle tırnağıyla dost olmak zor meseledir.
Yazarınızın anlam dünyasında yeri büyük olan kıymetli büyüğümüz Zahide Abla bana ve ilçemize kadın olmanın zorluklarına rağmen tabuları yıkıp memleketi için çalışmanın ne demek olduğunu hâl diliyle ve icraatları ile gösterdiği için teşekkürü ve iyi ki varsın denilmeyi çok çok hak ediyor. Bence kuaförüne yolunuz düşsün düşmesin, memleketi için koşturduğu bir esnada durdurup “İYİ Kİ VARSIN ZAHİDE ABLA” denilmeyi ziyadesiyle hak ediyor. Memleketinin genç kızlarının hayallerini süsleyen günün süsleyicisi olmasının yanında bu en güzel anların eşlikçisi olması ile ve de memleketini her konuda temsil etme çabası ile kendi gitse de namı kalacak olan kıymetli büyüğüm Zahide ablaya ben sizler adına hemen diyorum “İYİ Kİ VARSIN ZAHİDE ABLA”. Ömrün uzun ve hizmetin daim ola.
“Halka hizmet Hakk’a hizmettir.” anlayışı ile hareket eden memleketimiz için çalışıp çabalayan herkes iyi ki var. Muhabbetle kalınız sevgili okurlar. Çağlayancerit sevgisi ile kalınız.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tuğba Kumru
BİR MEMLEKETİ SEVMEK-19
BİR MEMLEKETİ SEVMEK-19
Uzunca bir aradan sonra: “Bu kadar sustuğun yeter, söz gümüşse sükut altındır, amma konu memleket meselesi olunca susulmaz, al eline de kaldığın yerden devam et.” dedi kalem. Sevginin sonsuzluğuna memleketi sevmek duygusunun da sonsuzluğu ve ölmezliği eklenince yazacak çok şey olur, kalem bu mesele ile beyaz kâğıdın üstünde cızırdar durur, memleket sevdasının insanın ruhunda cızırdaması gibi.
Son yazımızı: “Öksüz Dağı’mıza garbi yelinin buğusu iniyor. Asmalarda üzümler ışıldıyor. Serçeler şarkısına devam ediyor, her evde tatlı tatlı ilçemizin tabiri ile hımır hımır kışlık hazırlama telaşının sesleri geliyor. Sepetli motoru ile bahçe suyundan dönüyor biri. Susuz ve verimsiz bir yazın ortasında dahi ilçemiz yeşilini muhafaza ediyor. Ceviz çırpma sesini pek az işiteceğimiz güze hazırlanıyor ilçemiz…” diyerek bitirmiştik. Bütün bu telaşlar azaldı, kulaklarımız ceviz çırpma sesi ile şenlenmedi, dağların eteklerinde kavaklar, meyvesiz cevizler, söğütler, elmalar, hurmalar, kirazlar sararıp solmanın, kızarıp bozarmanın en güzel hâlini bize gösterdikleri mevsimin içinden gülümsedi. Başını kaldırıp dağlara bakarken şahit oldunuz değil mi sevgili okurlar tüm bunlara.
Doğumlar oldu, düğünler dernekler kuruldu, yeni yuvaların bacası tüttü. Vedalar oldu zamanlı, zamansız. Ölümle yüzleştik çoğu zaman ilçemizde. Acı tatlı bir yaz daha geride kaldı…
Bu kadar girizgâh yeter kimi yazacak kalem bu kez diye sabırsızlanan siz kıymetli okurlarımızı daha fazla meraklandırmadan hemen bir memleketi sevmek hatta çok sevmek denildiğinde benim yazmakta geç kaldım dediğim o güzel isimden, ilçemizde “Şoför Yusuf’un Zahide” olarak büyükten küçüğe, ağacından kuşuna, bahçesinden bağına bilinen ve her yuvanın kuruluşunda izi olan, memleketimizin her karışında emeği olan o güçlü Anadolu kadınından bahsetmek istiyorum.
Anadolu’da kadın olmak bir de girişimci bir kadın olmak, esnaf bir kadın olmak kolay kolay kabul görmez, adeta tabudur… Tüm bu tabulara rağmen tabuların yıkılmasına öncü olan ve birçok konuda ilçemizi temsil eden ve hâlâ da temsil etmeye devam eden Zahide Abla’ya daha küçükken; o kadınların henüz ehliyet almayı aklından geçirmediği dönemde sepetli motorunun üstüne ayağında şalvarı, başında keçik kurulmuş yazması ile ilçenin yollarında memleketi için ve memleketinin insanı için koştururken ona hayran olan biriyim. Gerek iş hayatındaki girişimleri, gerek siyasi hayatı içindeki girişimleri ile birçok meselede öncü olmuş bir isim olması hasebiyle yazmak istedim. Mesleği olan kuaförlükte genç kızların en mutlu gününün mimarı olmasının yanında, ustaları olarak yetiştirdiği elamanlara da ekmek kapısı olması ile, ilçemizin tanıtımında rol oynadığı reklam çekimleri ve arka planda elinden tuttuğu isimlerle “memleket sevdası” Zahide Abla’mızda buram buram tütmekte. Gelin başını yaptığı düğünlerde muhakkak bulunması, o halayın başına geçtiğinde herkesin ona saygıyla davranması ve ona has türküler eşliğinde halay mendilini ağır ağır sallaması ile de hepimizin zihninde yer emiştir. Ağzına pelesenk olan “dostum” kelimesinin hakkını hepimize dost olarak gösterdiğini siz de takdir edersiniz değil mi sevgili ve kıymetli okurlar? Dost olmak kolay değildir. İnsan yol olur, yoldaş olur, anne olur, baba olur, aş olur ekmek olur, can olur canan olur ama dost olmak, hele de memleketine dişiyle tırnağıyla dost olmak zor meseledir.
Yazarınızın anlam dünyasında yeri büyük olan kıymetli büyüğümüz Zahide Abla bana ve ilçemize kadın olmanın zorluklarına rağmen tabuları yıkıp memleketi için çalışmanın ne demek olduğunu hâl diliyle ve icraatları ile gösterdiği için teşekkürü ve iyi ki varsın denilmeyi çok çok hak ediyor. Bence kuaförüne yolunuz düşsün düşmesin, memleketi için koşturduğu bir esnada durdurup “İYİ Kİ VARSIN ZAHİDE ABLA” denilmeyi ziyadesiyle hak ediyor. Memleketinin genç kızlarının hayallerini süsleyen günün süsleyicisi olmasının yanında bu en güzel anların eşlikçisi olması ile ve de memleketini her konuda temsil etme çabası ile kendi gitse de namı kalacak olan kıymetli büyüğüm Zahide ablaya ben sizler adına hemen diyorum “İYİ Kİ VARSIN ZAHİDE ABLA”. Ömrün uzun ve hizmetin daim ola.
“Halka hizmet Hakk’a hizmettir.” anlayışı ile hareket eden memleketimiz için çalışıp çabalayan herkes iyi ki var. Muhabbetle kalınız sevgili okurlar. Çağlayancerit sevgisi ile kalınız.